Alb.Levent Göktaş a dair hikaye

'Konu dışı (Off Topic)' forumunda kurmayturk tarafından 27 Temmuz 2018 tarihinde açılan konu

  1. kurmayturk

    kurmayturk Sicil temiz.. Gümüş Üye

    Mesaj:
    218
    Beğeniler:
    98
    Cinsiyet:
    Erkek
    Göktaş’a gelen emir Ballıkaya’ya birliğiyle girmesiydi. Göktaş, birliğiyle sabaha karşı Ballıkaya’ya sızdığını anlatıyor. Ve girmeleriyle çatışmanın başladığını…

    Çatışma sabah 6.00’dan akşam 20.00’ye kadar, neredeyse 5 metre yakınlıkta yaşanıyor. Levent Göktaş, sert kayaya çarpıyor. Geri püskürtülüyorlar.

    Bir asker şehit oluyor. 10’u ise yaralanıyor.

    Göktaş bundan sonra yaşananları şöyle anlatıyor:“Şehit arkadaşın naaşını bir türlü bulamadık, gece saat bire kadar en az 5-6 kez içeri girdik fakat yoğun ateşle karşılaştığımız için şehit naaşını alamıyorduk.”Hava eksi 35 dereceydi.

    Nefesleri havada bir duman gibi yayılıyordu. Gün ertesine devrildi.Saat 02:00’de telsizden bir ses geldi. Karşıdaki PKK’lı, Göktaş’a kod adı olan ‘Ozan’ diye hitap ediyordu. Seslenen PKK’nın bölge sorumlusuydu.

    “Şimşek” kod adlı PKK’lının sözlerini Göktaş şöyle anlatıyor“Bakıyorum cenazeyi almak için durmadan aşağı inip çıkıyorsun. Hiç gelme alamazsın ama istersen bir şartla sana cenazeyi veririm.”CENAZE İÇİN BİR ŞARTIM VARGöktaş, PKK’lının şartlarını merak etti. Ölen askerini almak zorundaydı. “Şartın nedir” diye sordu.Aldığı yanıt şöyleydi: “Gidiş yolunuz üzerinde Armut Boğazı var. İlk girişteki çam ağacı altına yiyecek, oksijen, tentürdiyot, konserve ve pamuk koy. Ancak o zaman izin veririz.”

    Göktaş teklifi kabul etti.Şimşek “söz mü” dedi. “Ozan” kod adlı Göktaş “söz” diye yanıt verdi. Şimşek devam etti : “O zaman sabah dokuzda tek başına aşağı yanımıza gel. Cenazeyi al, git.”.Göktaş “tamam” dedi.

    Beraber olduğu arkadaşları karşı çıktı. PKK, yanlarına gelen Göktaş’ı oracıkta infaz edebilirdi. Göktaş, birliğin komutanı olarak son kararı verdi. İnip ölen askerin cenazesini alacaktı.Göktaş, o yolculuğu şöyle anlatıyor: “Sabah 09:00’da PKK’nın yanına indim.

    Çocuğun naaşı yerdeydi. Yüzü tertemizdi, yıkamışlardı. Yüzüğü parmağında takılıydı. Her şeyi tamdı. Askeri sırtıma aldım. Çıkarken sağ ve solumda kayaların arasında duran PKK’lılar ayağa kalkıp beni selamladılar.

    Şehidin cenazesini aldım ve yukarı çıktım.”PKK’LILARIN SAYGI DURUŞULevent Göktaş sırtında askerin cenazesiyle yukarı çıktı.

    Bütün gün savaştığı düşmanlarının arasına silahsız inmişti.

    Çatışma anında onu öldürmek için hedef alan PKK’lılar askerini almak için ölümü göze alan bu komutana ve sırtındaki ölüye saygı duruşunda bulunmuştu. Göktaş, ölümle yaşamın iç içe geçtiği bu hikâyenin içinde boşlukta yürür gibiydi. “Ozan” kod adlı Levent Göktaş, telsizini açtı.

    PKK’lılara verdikleri izin için teşekkür etti. PKK’lı komutan da verdiği sözü tuttuğu için teşekkür etti. Göktaş, Armut Boğazı’ndan geçerken arkasında bıraktığı çam ağacının altında konserve, tentürdiyot, yiyecek, oksijen, pamuk dolu bir çuval vardı.

    Ben de diyorum ki; sorarım size ölen kim, öldüren kim?

    Savaşçı olmama karşın benim fikrim, bu ölümlerin durması, bu üzüntülerin bitmesi artık hiçbir ailenin üzülmemesi yönündedir.

    Zira savaş, savaşı davet eder. Topraklarımız kan, gözyaşı ve acılarla doludur.( Kaynak: Albay Mustafa Levent Göktaş Savunması)
     

Bu Sayfayı Paylaş